Malta Hakkında

Ada, Tarih, Güneş, Herşey
Anasayfa > Malta Adası > Malta Hakkında ve Malta Tarihi

Malta Hakkında ve Malta Tarihi?


Malta Hakkında

malta adası nerede Güney Avrupa ile Kuzey Afrika arasında Akdeniz’in tam ortasında bulunan 3 adadan oluşan Malta Adası Sicilya'nın güneyinde yer almaktadır. Malta takımadaları 3 büyük, 2 küçük adadan oluşur. Büyükleri: Malta, Gozo ve Comino. Takımadalar arasında en büyüğü olan Malta Adası 237 km², Gozo Adası 68 km² ve Comino Adası 2 km² yüzölçümüne sahiptir. Resmi olarak iki dili birden kabul eden az sayıdaki ülkeden biri olan Malta’da halk Maltaca (Maltese) ve İngilizce dillerini konuşuyor. Maltaca olarak geçen Malta dili Arapça ve İbranice gibi Sami dil grubundan olmasına rağmen Latin alfabesiyle yazılıyor. 160 yıldan fazla bir süre resmi olarak İngiliz sömürgesi olmasından dolayı da halkın tamamı İngilizce konuşuyor. Bu da Malta adasına ziyarete giden turistlere ve öğrencilere İngilizce dil problemi yaşatmaz. Telefon kulübelerinden trafiğine kadar hayatın her alanında İngiliz hakimiyetini görebilirsiniz. Toplamda 316 kilometrekare yüz ölçümüne sahip olan Malta’da son (2016) nüfus sayımına göre 460,297'dir. Toplam nüfusun %96,7 gibi büyük bir çoğunluğu koyu Katolik.

maltanın başkentiMalta'nın Başkenti Valetta olan bu ada ülkesinin başkent ismini özellikle gemilerin bağlama limanı bayraklarında çok sıkça görebilirsiniz. Malta hakkında bir yazı yazarken kiliselerden bahsetmemek olmaz. Malta yüzölçümü olarak en küçük ülkelerden biri olmasına ve Malta nüfusunun yaklaşık 460 bin civarında olmasına rağmen Malta adasında toplamda 365 adet kilise mevcut. Malta ada halkına kiliselerle ilgili bir soru sorulduğunda ise çok ilginç bir cevap alıyorsunuz;

“Yılın her günü farklı bir kiliseye gidebilecek kadar çok kilisemiz var”

Malta Tarihi

Malta tarihi açıdan da çok önemli medeniyetlere ev sahipliği yapmıştır. Malta tarihinde adadaki ilk yaşayan insan belirtileri M.Ö.4000 yılına kadar dayanmaktadır. Bu dönemdeki kalıntılar, Avrupa ve Afrika kıtalarına bağlı olduğu dönemlere aittir. Araştırmacılar, Malta tarihi açısından çok önemli olan Gozo’da bulunan tapınakların yeryüzünün en eski eserlerinden biri olarak nitelendirmektedir.

Araştırmacılar Gozo adasında bulunan tapınakların yeryüzünün en eski, tek başına ayakta durabilen abideleri olarak nitelendirmektedirler. Restorasyon çalışmaları nedeniyle geçici olarak kapalı olan Paola'daki Hypogeum, tarih öncesi dönem mühendisliğinin olağanüstü başarısının bir göstergesi olarak, kayalardan oyulmuş odalar ve labirent geçişleriyle türünün tek yeraltı tapınağıdır. Diğer tapınaklar Mnajdra, Hagar Qim, Tarxien görülmeye değer pek çok yer gibi Malta'nın “Kutsal Ada” oluşu teorisini doğrulamaktadır.

M.Ö. 800 ile M.S. 870 yılları arasında Malta adasındaki varlıklarına dair belirgin izler bırakan ve art arda gelen medeniyetlerin beşiği olmuştur.

Malta tarihi sıralamasında; M.Ö. 8. yüzyılda Fenikeliler, M.Ö. 480’li yıllarda Kartacalılar, M.Ö. 218 yılında Romalılar, M.S. 4. yüzyılda Doğu Roma İmparatorluğunun egemenliğine geçmiştir. M.S.. 870 yılında Kuzey Afrikalı Berberilerin hükmü 1090 yılında Normanlar sayesinde son bulmuştur.

Normanların hükmü nispeten çok kısa sürmüş, ada art arda Almanlar, Fransızlar ve İspanyolların egemenliğine girmiş, 1522 yılında Osmanlıların Rodos’u alması ile, Rodos’tan kaçan St. John Şövalyelerinin adaya gelmeleri ile son bulmuştur.

Grand Master Jean Parisot De La Vallette1291'de Müslümanların gelişiyle, şövalyelerin kaderi değişti. Rodos’u geri alarak Türklere karşı iki yüzyıl mücadele ettiler ama 1522’de Kanuni Sultan Süleyman Rodos'u ele geçirerek, şövalyeleri adanın dışına sürdü. Yeni bir vatana ihtiyaç duyan şövalyeler 1530’da imparator V. Charles'in verdiği imtiyazlarla Malta Adasına yerleştiler. Gelir gelmez ticareti ve sosyal ilişkileri geliştirmeye başladılar, yeni hastaneler yaptılar, en önemlisi de adada güçlü bir kalkınma hareketi başlattılar. Fakat Kanuni Sultan Süleyman, Avrupa'nın geçiş yolları üzerinde bulunan Malta Adasını da imparatorluk sınırlarına katmak istiyordu. 1565'te güçlü bir donanma ile Malta'ya geldi ve kuşatma başlattı. Kuşatma 4 ay kadar sürdü. Sonunda Sicilya'dan gelen yardımla şövalyeler galip geldiler. Şövalyeler bu savunmayla Güney Avrupa'nın ve Hiristiyanlık aleminin güvenini kazandılar. Türklere karşı kazanılan bu zaferden sonra, Malta ve Gozo'yu büyük bir şevkle geliştirmeye başladılar. Adalar, bu dönemde mimarlık, sanat ve kültür açısından altın devrini yaşadı. Malta Adasındaki pek çok görkemli yapı bu dönemin eserlerindendir. Malta'nın başkenti Valetta şehri, ismini şövalyelerin büyük ustası Jean Parisot De La Vallette'den almıştır. Valletta en erken dönem raylı sistemin kullanıldığı şehirlerden biridir.

1798 de adaya gelen Napolyon , başta halk tarafından iyi karşılanmış fakat daha sonra ilkokulların kurulması gibi farklı iyi yasaları kiliseye karşı bir hareket olarak nitelendiren halk tarafından Valetta ve Three Cities’in gerilerine sürülmüş, böylece İngiliz filosu Grand Harbour’a girmiş ve 1,5 yüzyıl boyunca adadan ayrılmamıştır.

Malta Adası

Malta'nın insanı teşvik eden ve cezbeden en önemli özelliği tarihinin bir hazine yuvası olmasıdır. Burada rastlayabileceğiniz ve insanlığın tüm tarihi geçmişini yansıtan arkeolojik kalıntıları, kültürel anıtları ve mimariyi dünyanın çok az yerinde bulabilirsiniz. Denebilir ki; Malta Adası dev bir açık hava müzesidir. Başkent Valetta, kendi türünün tek örneği ve bir artistik mimari harikasıdır. Malta Adasında ziyaretçi her köşede gizli bir tarih ve kültürle karşılaşır.

Malta, Gozo ve Comino adlı üç takım adadan oluşan ülke Akdeniz'in kalbinde,Afrika ve Avrupa'nın arasında yer almaktadır. Bu stratejik konumu Malta'nın yüzyıllar boyunca Fenikeliler, Kartacalılar, Romalılar,Araplar, Normanlar, İspanyollar, St. John Şövalyeleri, Fransızlar,Osmanlılar ve İngilizler'in sahip olmak istediği bir coğrafya olmasına neden olmuştur. Bu da, tüm bu ulusların, tarih boyunca adada izlerini bırakmalarını sağlamıştır.

Malta Adasının Valetta'dan sonra en ilgi çekici şehri Sessiz Şehir olarak anılan Mdina'dır. Mdina, Ünlü St. John Şövalyelerin'den korunmak için Fenikeliler tarafından güçlü duvarlarla çepeçevre sarılmış bir tarih hazinesidir. Bu Sessiz Şehir bir kraliyet sessizliği ve bir barış atmosferi içindedir. Motorlu taşıt, alışveriş merkezi ya da bir pazar "Sessiz Şehir"e çok yabancı kavramlardır. Burada görebileceğiniz yegane ticari canlılık, şehir duvarları üzerinde kurulmuş ve muhteşem bir deniz manzarasına sahip iki restaurant ve çay bahçesi tarzında bir kafedir.

Malta Adasının temel niteliğini belirleyen en önemli özelliklerden biri ise şüphesiz Malta insanının içten dostluğudur. Bu dostluk otelden, çarşıya; şehirden, en küçük balıkçı kasabasına kadar her yerde görülmektedir. Bu gerçek dostluk Malta'lıların birbirleri ile ve Malta Adasını ziyaret eden yabancılarla aralarındaki ilişkilerin temelini oluşturur. Hiç kuşkusuz bu özelliği Malta Adasının ziyaretçiler için huzurlu ve rahat bir yer olmasını sağlamaktadır.

Detaylı bilgi için "Telefonunuzu Bırakın" Sizi Arayalım!

Hemen Bilgi İste!